KÜÇÜK KIZIN DUASI

Image

KÜÇÜK KIZIN DUASI


ALLAH’ IM !!!
Üstü olmayanlara üst ver ve dışarıda yaşayanlara ev ver,
Herkese dondurma ver, oyuncakları olsun,
Telefonları olsun, oyuncak ve gerçek telefon.
Ben Kur-an okuyorum günahımı affet
Cennetine koy, cennette seni göreyim
Seni çok özledim.
Herkesi koru,
Babalar uzaklara gitmesin,
Fakirlerin bilgisayarları olsun,
Ve kapı kilitleri olsun
Çocuklar arkadaşlarıyla on gün oynasınlar
Sohbette sessiz duranları çok sev.
Annesi, babası ablası, abisi olmayanlara anne baba abla ve abi ver
Ve onlara çiçek yarat.
Bebeklerin bebek arabası olsun
Kardeşleri olsun
Yolları açık olsun.
Paraları olsun fakirlerin.
Yatakları olmayanlara yatak ver, dışarıda yaşamasınlar, hırsızlar çalmasın
Allah’ım seni çok seviyorum
Sakın cehennemine koyma, yılanları, aslanları gösterme.
Allah’ım lütfen herkesi cennete koy, cehenneme hiç kimse girmesin.
Allah’ım bütün dualarımı kabul et.Amin, amin amin…

KAYNAK: www.dinahlak.com

Yorum bırakın »

Çocuk Ve Ramazan:))

5 yaş sendromu – Çocuk
 gözüyle ramazan… Hoş bir e-posta sizlerle paylaşmak istedim… Çocukların gözünden ramazan…

Ramazan 1

Bugün evde bir acaiplik var. Herkes sessizce işine okuluna gidiyor. Annem “Zeynep hadi sana kahvaltı hazırlayalım” dedi. Kimse yemek yemiyor, su içmiyor. Ablam bile!

Ramazan 5

Önce diyet yaptıklarını sanmıştım. İzledim hepsini. Akşama doğru hepsi sessizleşiyor. Sofrayı hazırlayıp ezanı bekliyorlar. Onları böyle seyretmek, öyle hoş ki… Başka zaman, susmak bilmeyen ablamın bu hali içten içe güldürüyor beni. Ama gülmeye cesaretim yok.

Ramazan 9

Niye böyle yapıyorlar? Ablama sordum, “büyüyünce anlarsın” dedi. Zaten başka ne der ki… Anneme sordum, Ramazan dedi. Babama sordum, Oruç dedi.

Ramazan 11

Bu Ramazan ve Oruç isimli iki kişi, bizimkilere yeme-içme yasağı koymuş demek. Arkadaşım Fatıma’ya sordum. Onun ailesi de gündüzleri yemek yemiyor su içmiyormuş.

Ramazan 14

Kaşık çatal sesleri, konuşmalar duydum. Uyandım. Babama haber vermeye koştum, yatağında yok! Çaresiz, huysuz ablamın odasına koştum. O da yok! Korkmadım, “ben bu hırsızların hakkından gelirim” dedim. Aldım elime paspasın sapını, aniden açtım mutfak kapısını.

Sopamı havaya kaldırdım öylece kaldım oracıkta.

Bizimkiler yemek yiyorlar! Vay uyanıklar. Gündüz Oruç ile Ramazan’dan korkup gece yiyorlar.

Bir de üstüme gülüyorlar…

Korkaklar.

Ramazan 17

Önceleri, Oruç ile Ramazan’ı bulup şikayet etmeyi düşündüm. Fakat ablamın yemek yemedikçe pamuk gibi yumuşadığını fark ettim. Babam ile Annem de artık tartışmıyorlar.

O zaman devam. Belli ki Oruç ve Ramazan iyi kalpli iki amca.

Ramazan 19

Her gün bize beyaz başörtülü teyzeler geliyor. Oturup birlikte Kur’an okuyorlar. Her zaman ki gibi mobilyadan, gelinden, kaynanadan, konuşmuyorlar. Ellerini açıp herkese dua ediyorlar. Sevim teyze de başını örtmüş. Çok da yakışmış

Ramazan 22

Her şey aynen devam ediyor. Televizyonlar bile uslu uslu konuşuyor. Hepsi akşam ezan okuyor. İftar iftar deyip bütün şehir birden yemeğe başlıyor. Ne hoş.

Ramazan 24

Oruç’u merak ediyorum. Geçen gün Ayşe teyzem annemle konuşuyorlardı. Şöyle şöyle yaparsam Oruç bozulur mu? Yok böyle olursa Oruç kaçar mı? Demek ki Oruç, çok duygulu birisi. İnsanlar kötü bir şey yapınca bozuluyor. Kötülüğü gördüğü yerden kaçıyor.

Oruç’u ve Ramazan’ı artık iyice merak ediyorum. Onlarla tanışmaya can atıyorum.

Ramazan 25

Bu günlerde herkes Kadir gecesinden bahsediyor şimdiye kadar, gecesi olan bir adam göremedim. Bu Kadir de kim? Bin aydan hayırlı gecesi varmış. O gece uyumamak, namaz kılmak, Kur’an okumak önemliymiş.

Ramazan 26

İftarı çok sevdim. Akşam yemek yemeye İftar diyorlar. Gece yemek yemenin adı da Sahur. İftar sonrası eğlenceler oluyor. Babam camilere götürüyor bizi. Herkes sokaklarda, camide, neşe içinde.

Ramazan 28

Merak içinde beklerken uyuyakaldım. Kadir, gecesiyle beraber gelmiş gitmiş. Ben göremedim. Anlayamıyorum. Bu yüzden ağabeyimi çok özlüyorum. Ablama soru sormaya kalksam, bana doya doya gülüyor. Sonra da arkadaşlarına anlatıyor, birlikte gülüyorlar. Sinir oluyorum.

Abim uzak bir şehirde üniversitede okuyor. “Abim ne zaman geliyor?” diye anneme soruyorum. “Bayram gelsin, onda gelecek” diyor. Oruç, Ramazan, gece gelen Kadir’den sonra şimdi de Bayram!..

Soramıyorum “Bayram kim?” diye. Neden o gelmeden abim gelemiyor? Belki de ağabeyimin arkadaşıdır. Çok özledim abimi. Bayram’ı da alsın gelsin tanışalım.

Ramazan 29 / Arefe

O kadar erkek isminden sonra bugün nihayet bir bir hanım ismi duyabildim. Arife diyemiyorlar mı ne? Arefe diyorlar. Niye Arefe? “Arife” olması gerekmiyor mu? Yengemin adı gibi yani… “Arefe geliyor, daha temizliği bitirmedik diyor annem. İyice telaşlandılar. Bir Bayram diyorlar, bir Arefe, harıl harıl çalışıyorlar. Temizlik yapılıyor. Yemekler hazırlanıyor. Anneme “Bayram ne zaman gelecek?” dedim, “Arefe’den sonra” dedi. Demek ki Bayram ile Arefe evli değil. Akraba da değil. Kafam karma karışık. Salih abim bi gelse de her şeyi bana anlatsa.

Ve Bayram geldi

Sabah kalktığımda, herkesi kahvaltıda yakaladım!. Oruç öldü heralde diye düşündüm. Abim gece gelmiş. Sevinçten haykırdım. Çok özlemişiz birbirimizi.

Bütün olanı biteni bir güzel anlattım abime. Yüzüme bakarken, bana tebessüm ettiğini gördüm. Ablama sormamakla ne iyi ettiğimi anladım. Abimin tebessüm ettiği yerde, ablam kahkaha atar. Abime küser gibi yaptım hemen gönlümü aldı. Bana her şeyi baştan anlattı, bu sefer de ben gülmeye başladım.

Abimden söz aldım. Kimseye anlatmayacak, konuştuklarımızı yazmak için izin istedi..) Ben de verdim.. Ramazan günlüğü işte böyle ortaya çıktı. Abim buna bir de isim buldu: 5 Yaş Sendromu. Sendromu anlamadım. Ama olsun, abime güveniyorum. Gerçi ablam’a göre 4 yaşındayım. Annem 5 yaşında olduğumu söylüyor. Babam daha 4 yaşından gün almadı diyor. Abim ‘bu konu beni aşar’ diyor.

Bayramı çok sevdim. Ama ablam tekrar o sinirli haline dönecek diye, Ramazanın gidişine çok üzüldüm. Bizim için her gün Ramazan olsa!.. Ne iyi olur

Yorumlar (1) »

RAMAZANDA ÇOCUK OLMAK

 

 

 

 

RAMAZANDA ÇOCUK OLMAK

Teravih namazında öndeki arkadaşına “şiit lan Nuri ” diyebilmektir.

Ön saftaki arkadaşının çorabını herkes secdedeyken çekebilmektir.

Hoca …”veleddallin” dediğinde hep bir ağızdan olanca gücünle “AMİN” diye bağırmaktır..

Aralarda bir yerde “tısss” deyip kikirdemektir ve ne kadar çocuk varsa camide onları bu sesin tılsımına çağırmaktır..

Sonra otomatik komut almışçasına kikirdemeye devam etmektir.

Namazın neresinde olursa olsun bir kahramanın çıkıp selam verdikten sonra o kocaman elini ensenle buluşturması “şırank” sesini camide herkesin duymasıdır,

Ama yılmamaktır “ramazanda çocuk olmak”.

Bir sonraki dört rekât arasında yine gülümseyebilmektir.



Hem de enseye tokat atan adamın koltuğunun altında.

Çünkü o kahraman amca seni çekip almıştır çocuk korosunun arasından, gel bakıyım kerata deyip, ama orası her ne kadar güvenli bir bölge olsa da Caminin o güzelim havası her yerde aynıdır.

O muhabbet sinmiştir her anına. Hangi noktada olursa olsun sen çocuktursun , hangi safta bulunursa bulun sen yine ramazanda çocuktursun..

Oruç tutmaktır ramazanda çocuk olmak, öğleye kadar da olsa.

Akşam ama herkesten önce oturmaktır iftar sofrasına. Elinde kaşık çatal herkesten çok önce beklemektir hocanın vereceği “Allahu ekber” sesini.

Eğer fazla acıkmamışsan enerjiksen ve sokaktaysan üç beş kafadar bir araya gelmek.

-”Patt” diye bağırmaktır.

Böyle yaparak iftar topunun taklidini yapmış oluyorsun aslında, ama bunu senden ve etrafındaki arkadaşlarından başka kimse bilmeyecektir.

Senin niyetin aslında bu sesle insanlara vaktin geldiğine inandırmaktır.Ama kimse bu sesi duymamıştır bile , duysa da o sese inanacak kadar inancı zayıf değildir insanların..

Ama sen inanmaya devam edecek ve her fırsatta bu numarayı deneyeceksindir.Ama ramazanda çocuk olmak zaten bunun böyle olduğuna inanmaktır.

Teravih sonraları sokaklarda olmaktır ramazanda çocuk olmak.

Takkenin hafif yana kayması kahkalarla gülmektir.

Birbirini çimdiklemek, yalandan öksürmek içindeki çocuğun “ramazan yüzünü”ortaya çıkarmaktır.

Onsuz olmaz, o olmadan olmaz çocuk cıvıltıları ve kıkırtıları olmadan kılınacak namazın tadı da olmaz.

Onlar olmayınca “ramazanda çocuk olmaz”.

O çocuklar olmayınca yarınlar da ramazanlar olmaz..

-alıntı-

Yorum bırakın »

Çocukluğumuz

 Çocukluğumuz
Annemin bana öğrettiği ilk kelime
 Allah şahdamarımdan yakın bana benim içimde
 Annem bama gülü şöyle öğretti
 Gül, O’nun, O sonsuz iyilik güneşinin teriydi
 Annem gizli gizli ağlardı dilinde Yunus
 Ağaçlar ağlardı, gök koyulaşırdı, güneş ve ay mahpus
 Babamın uzun kış geceleri hazırladığı cenklerde
 Binmiş gelirdi Ali bir kırata

 Ali ve at , gelip kurtarırdı bizi darağacından
 Asya’da, Afrika’da ,geçmişte gelecekte
 Biz o atın tozuna kapanır ağlardık
 Güneş kaçardı, ay düşerdi, yıldızlar büyürdü
 Çocuklarla oynarken paylaşamazdık Ali rolünü
 Ali güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar kahraman

 Ali olmaktan bir sedef her çocukta
 Babam lambanın ışığında okurdu
 Kaleler kuşatırdık, bir mümin ölse ağlardık
 Fetihlerde bayram yapardık
 İslam bir sevinçti kaplardı içimizi

 Peygamber’in günümüzde küçük sahabileri biz çocuklardık
Bedir’i, Hayber’i, Mekke’yi özlerdik,sabaha kadar uyumazdık

 Mekke’nin derin kuyulardan iniltisi gelirdi
 Kediler mangalın altında uyurdu
 Biz küllenmiş ekmekler yerdik razı
 İnanmış adamların övüncüyle
 Sabırla beklerdik geceleri
 Şimdi hiçbirinden eser yok
 Gitti o geceler o cenk kitapları
 Dağıldı kalelerin önündeki askerler
 Çocukluk güzün dökülen yaprakları gibi
 (1960)

 Sezai Karakoç/ Gün Doğmadan/ Çocukluğumuz

Yorum bırakın »

Gözlerinde Hüznü Saklayan Çocuk

 

Ey gözlerinde hüznü saklayan cocuk
Sessizliğini bulutlar yükleniyor
Gözlerin soğuk ve takatsiz
Bir ürperti kıyısında yüreğin
Dokunsan düşecekmiş gibi
Acıları saklıyorsun heybende
üşüyor ve hasrete uyuyorsun her gece
Gemiler içinde hüzün taşıyor tonlarca
Vee
Düşlerini ezberliyosun her sabah
Duaların tesellisinde kayboluyorsun

Yorum bırakın »

Ağlarken & Gülebilmek

                                             Değerli ziyaretçilerim,

İçimden geldi ve bu güzel ezgiyi sizlerle paylaşmak istedim.
Sevgiler…

 

İşte hayat böyle
Ağlarken gülebilmek
Ancak sevgiyle olur herhalde

Bu öyle bir duygu ki
Bazen bir gülümseme belirir
Farkında olmasan da

Sevgilerle başlar herşey

Yol alır gider
Sevgiyle açılır yürekler
Sevgilerle güler yüzler
Küskünlük biter
Sevgiyle, sevgiyle (nakarat)

Bütün dünya susmuştur
Dopdoludur yüreğin
Birkaç damla belirir
Gözlerinde

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Söz: Nesrin Kuşkaya
Müzik: Aykut Kuşkaya

 

Harika ezgiyi buradan dinleyebilirsiniz.Keyifli dadikalar dilerim
http://www.umutfm.com/izle.php?id=1646

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar (1) »

Bir Çiçeğin Duası


 

BİR ÇİÇEĞİN DUASI

Ey bütün çiçeklerin,bütün bitkilerin,yerin göklerin,ve alemlerin rabbi…
Ben senin yarattığın tohumlardan cansız bir tohumdum bir zamanlar,
Sen bana can verdin.
Dualarımı kabul ettin,beni bir çiçek yaptın.
Bana kendi dilediğin gibi bir şekil verdin,renklerle,desenlerle,süsledin
yüzümü,
Bana bir koku sürdün,koklayanı mest eden
Güzellerden bir güzel yaptın görenlere gösterdin,
Senin verdiğin cazibeyle kuşları böcekleri çağırdım kucağıma….
Dayanamadılar koştular…
Onlara senin rahmet çeşmelerinden şerbetler sundum,
Senin izninle
Birbirimize güldük,birbirimize sarıldık,el ele kucak kucağa sana
şükrettik,seni zikır ettik günler boyunca nice kuşlar nice böceklerle tanıştım
böylece…
Hepsiyle mutlu beraberliklerim oldu.
Nihayet bir kulun gördü,
Yanımdan geçerken birgün…
Beni fark etti,durdu,geri döndü,eğildi
Yüzüme baktı uzun uzun önce gözleriyle,sonra elleriyle okşadı kokladı
kokladı…
”Ne güzel yaratılmış! ” dedi sesizce.
işte o an niçin var olduğumu anladım.
Melekler sardı etrafmızı ansızın,
imrenerek seyrettiler olup biteni…
Görmediği Rabbine görmüş gibi inan bir insanın yücelişini gördüler.
Ve her şeyi en ince ayrıntısıyla kaydettiler…
Çekilen resimlerde ben de vardm…
Ey dualar cevap veren Rabbim,
Ben cansız bir tohumdum…
Dualarımı kabul ettin güzel bir çiçek oldum.
Senin kudretinle canlandım,
Senin sanatınla süslendim,
Senin lütfunla güldüm…
Şimdi bir duam daha kaldı mahşere sakladım;

-BENi GÖREN GÖZLERİ ATEŞTE YAKMA,YA RABB-

 


 

Yorumlar (4) »

“İçim” Gitti Reklam:)

 Belki Doktor olur!..

Belki başarılı bir yönetici!..

Anneler belki demez:)

Dememek için ?

Reklamların görsel özelliğini deneyebilirsiniz:)

Uygulama bedava :P

***Çocuğunuz sizin bitaneniz***

 

Yorum bırakın »

Harika Bir Yöntem:)

07787203929b69a095986cd95f0665a4.jpg

Yasli bir adam emekliye ayrilir ve kendine bir lisenin yaninda kucuk bir ev alir. Emekliliginin ilk bir kac haftasini huzur icinde gecirir ama sonra ders yili baslar. Okullarin acildigi ilk gun, dersten cikan ogrenciler yollarinin uzerindeki her cop bidonunu bagirip, cagirarak tekmelerler. Bu cekilmez gurultu gunler surer ve yasli adam bir onlem almaya karar verir.

Ertesi gun cocuklar gurultuyle evine dogru yaklasirken, kapisinin onune cikar onlari durdurur ve:

“Cok tatli cocuklarsiniz, cok da egleniyorsunuz. Bu nesenizi surdurmenizi istiyorum sizden. Ben de sizlerin yasindayken ayni sekilde gurultuler cikarmaktan hoslanirdim, bana gencligimi hatirlatiyorsunuz. Eger her gun buradan gecer ve gurultu yaparsaniz size her gun 5 lira verecegim” der.

Bu teklif cocuklarin cok hosuna gider ve gurultuyu surdururler. Birkac gun sonra yasli adam yine cocuklarin onune cikar ve onlara soyle der:
“Cocuklar enflasyon beni de etkilemeye basladi bundan boyle size sadece 2,5 lira verebilirim.” Cocuklar pek hoslanmazlar ama yine devam ederler gurultuye.

Aradan birkac gun daha gecer ve yasli adam yine karsilar onlari: “Bakin” der, “Henuz maasimi alamadim, bu yuzden size gunde ancak 1 lira verebilirim, tamam mi?” “Olanaksiz” der iclerinden biri, “Gunde 1 lira icin bu isi yapacagimizi saniyorsaniz, yaniliyorsunuz. Biz isi birakiyoruz.

Yorum bırakın »

Çocuk ve Ramazan

Çocuk meraklıdır.

Çocuk heveslidir. Çocuk saf, temiz, iyi niyetlidir. 

Davranışları, düşünceleri ön yargısızdır. İçinden geldiği gibi, düşündüğü gibi yapar. Hayal dünyası geniştir. Olmazların içinde hayaliyle gezinir ve onların güzelliği ile hep güler.

Çiçekler solmayınca, çocuklar ağlamayınca güzeldirler.

Onları ağlatmamak gerekir.

Bombaların, enkazların, yoksulluğun, sadizimin, bencilliğin altında ezilmemeli çocuklar.

Çocuk güzelin, iyinin, mutluluğun kahramanı olmalıdır..

 

 Ramazan bir hoş, bir güzel aydır, aylar içinde. Oruç da o ayin gülü. O gülden koklamak, o gülü seyretmek güzeldir. Ramazan gibi has bir ayin, has gülü orucu Mü’minler doya doya koklarlar, onu tâ ciğerlerine kadar doldururlar. Mü’minlerin çocukları da o aydan büyük zevk alırlar.

Normal ibadetlerden biri olan oruçta, senede bir kere gelmesinden dolayı evlerde büyük bir değişim yaşanır. Evlerde gece hayati baslar. Ramazan öncesi tatlı bir heyecan ve telas kaplar evleri. Alınmayan müstesna yiyecekler o ayda borç harç alınır. O ayda, yemeklerin, tatlıların sayısı ve çeşidi çoğalır. Hele iftar öncesi evin hanımının memnun, edalı telaşı ve ezan dakikasında yemeğin sofrada olusu...  Aile fertleri uyuyor. Evin hanimi gece ikinci yarısında kalkmış, mutfakta uykulu gözlerle, ama mutlu, yemek yapıyor. Sofra hazırlığında. Derken, sofra kurulmaya hazır hale gelince, oruç tutma yükümlülüğü olanlar uyandırılır. Mahmur gözlerle, el yüz yıkamaya gidenlerin sallanışları da pek hoştur hani. Sofraya oturulur, besmele çekilir, mahmur bakışlarla yemek faslı baslar. O da ne? İçerden bazı sesler gelir. Bu, evin küçük çocuklarının sesleridir. Kaşık seslerini ve yanan ışığı merak ederler. Aksam demişti ya “Beni de sahura kaldırın, ben de oruç tutacağım.” Büyükler de “Sen küçüksün” demişlerdi. Ama merak öldürülür mü, merak uyutur mu? “Acaba ne yiyorlar?” Yorganin altında sağa-sola dönerek, uyanık olduğunu belli etmeler. Acaba biri “gel” der mi? Hele bir “gel” dese çocuk nasıl mutlu oturur sofraya. Böylece meraki gider, yorganın altında kıpır kıpır eden gözlerin sahibinin. Oruç tutmak büyük zevk verir çocuklara. Açlığın zorluğunu, ailesine kendisini ispat etmenin mutluluğu yeter. O gün oruç tutar. Sonra iftar saati yaklaştıkça heyecan artar. Dakikalar geçmek bilmez. Bir elinde bir meyve, diğer elinde seker gibi kırıntılar, aksam yemeğinin hoş kokuları arasında beklenen ses: Top sesi. Ha atıldı ha atılacak derken “gümm” sesiyle, mutluluğun doruğuna ulasan çocuklar. Hangisini önce yiyeceğini bilmeyen çocuklar. Sonra sofradaki, mutluluğun en küçük üyesi olmanın güzelliği. Çocuğun orucu güzeldir. Şeytanın belini kiran bir oruç, çocuk orucu. Yemek sonrası, neler neler yemek ister. O gün büyümüştür. Öyleyse, babasının gittiği yere gitmelidir. Camiye, teravih namazına... Arka saflardaki çocukların kıkırdamalarını, ön saftaki çocuklar merak eder. Büyükler rükûya varınca hemen koşuşmaya, etrafı kolaçan etmeye başlayan çocuklar. Teravihin uzunluğundan usanıp yarıda bırakılması, büyüklerin sert uyarıları ve homurdanmaları sonucu gerçekleşebilir. “Bak sakin orada koşturma, gülme, yaramazlık yapma.” gibi tembihlerle camiye götürülen çocukların, tüm masumiyeti camiye yansırken, vakit geççikçe, çocuklara galebe çalar ve verdiği sözleri unuturlar. Kıkırdar, güler, oynar, koşar, elleri bağlı yürür, gözleriyle her yeri kolaçan eder ama yine de camide olduğunu unutmazlar. Mevlid ve çocuk. Okutulan mevlidin arkasından dağıtılan simit, lokum, tatlı, çocuk için o kadar değerlidir ki. Onun için mevlidi usanma pahasına dinlemeye çalışır. Mevlid öncesi dağıtılırsa ne alâ, dinlemek, oturmak zorunda değil. Ama, sonra dağıtılırsa, o zaman is kötü. Sahi, mevlid şekerlerini niçin önce büyüklere dağıtırlar? Ondan çocuklar daha sevinçli olmaz mi? Hele yetmeyiverirse sekerler. Çocuğun ümidi, hayal kırıklığı ne olacak? Bu sebeple, sevindirme önce çocuklardan başlamalıdır. Bir sekerlik mutluluğu çocuklardan esirgemeyelim. Mevlid maksadına ulaşsın. İftarı, sahuru, teravihi, mevlidi ile çocuklar ramazanı severler. Onun, insanları mutlu edici havasını doya doya solurlar. İftar sofrasında, önünde mis gibi kokan ve insana gülen yemekleri, tatlıları iftar saatinde beklemenin anlık tadını, hiçbir dış baskı olmadan, açlığa rağmen sabretmenin büyüklüğünü, göremediğimiz ama bize her türlü güzellikleri bahseden Allah’ı öğrenir, yasar çocuklar. İftarla beraber yemenin zevkiyle, yiyemeyenlerin acısını da hatırlar. “Tekne orucu”yla başlayan ve ömrün sonuna kadar giden oruç yükselişi, ramazan maneviyatı, çocuklar için çok önemli, büyükler için özlenesi günlerdir. 

Bu zevkten, bu mutluluktan çocukları mahrum etmeyiniz. Onların oruç isteklerine karsı çıkmayınız. Tutulan oruçlardan, kılınan namazlardan dolayı çocukları tebrik edelim, ödüllendirelim. Çünkü çocuk hafızası unutmaz. Cami, teravih, mevlid, iftar, sahur... Hepsini büyükler su anda “Ahh eski ramazanlar!” diye hasretle anıyorsa, çocuklar da bu kavramları ve bu kavramlarla yasamayı öğrenecek ve unutmayacaktır.

ilkadım dergisi'nden..

Yorum bırakın »

Çocuklar için Ramazan: 13 yol!

1.Ramazanla alakalı bir aile toplantısı tertip edin. Ramazandan bir hafta önce, Ramazanın manasını, ay görününce başladığını, müslümanların bu ayda nasıl yaşadığını konuşacağınız bir toplantı yapabilirsiniz. 

2. Ramazanı evinizde “renkli” karşılayın Mümkünse ufak tefek süslerle evinizi süsleyip, “Hoşgeldin Ramazan!” gibi süslü yazılı şeritler hazırlayabilirsiniz. Bunları çocuklarla yapıp, fikirlerini akın ve önerilerini alın ki kendilerini işin içinde hissetsinler  

3. Her akşam bir “Ramazan hikayesi” anlatın. Çocuklara hikaye anlatmak için piyasadaki hikaye kitaplarına bağlı kalmayın. Ramazan sizin zamanınızda nasıldı, bunları anlatın. Aynı zamanda çocuklarınızla Ramazan hikayeleri uydurabilirsiniz! 

 4. Günün en azından üçte birinde oruç tutsunlar ve tebrik edin! Çocuklar genelde kendilerinden büyükler oruç tuttuğu için, onlar da oruç tutmak isterler. Bu yıl, üç beş saat oruç tutmalarını isteyebilirsiniz. Ve “iftar”larında en sevdiği yiyeceklerle onlara oruç açtırabilirsiniz! 

 5. Evde Ramazan süs ve eşyaları yapın Süsler Ramazanı anlatmanın en güzel yollarından biridir. Çocuklara farklı şekillerde aylar yaptırın ve hangisinin ayın başını, ortasını, sonunu gösterdiğini size anlatsınlar. Sevdikleri yiyecekleri özel tabaklarda sofraya koyabilirsiniz. 

 6. Ay görmeye gidin! Çocukların pijamalarını giydirin, arabayla ayı görebileceğiniz bir yere beraber gidin. Aynısını ayın sonunda da yapın. Yanınızda mümkünse teleskop veya dürbün götürün. 

 7. Arkadaşlarını çocuklara özel iftara çağırın. Çocuklarınızdan misafir listesi ve bir menü isteyin. Aynı zamanda, yemek yapımında yardımcı olmalarını isteyin. Biraz çocukca tariflerle bıçak türü aletler gerektrmeyen  yemekler pişirsinler.   

8. Büyükleri iftar sonrası sohbetlere çağırın. Herkes yemeğini yedikten sonra, bir hikaye zamanı olsun ve misafirlerden Ramazanın onlar büyürlerken nasıl bi şey olduğunu anlattırın. Tarif edici olmalarını isteyin. İftar eskiden nasıl duyurulurdu. Neler yerlerdi? Ne tür eğlenceler olurdu?

  9. Ramazan kitapçığı yapın! Sahur ve İftar zamanında fotoğraflar çekin. Süslemeler yaparken, yemek hazırlarken, oruç tutarken… Ve sonra bunları kitapçıkta toplayıp, çocuklarda o anlarla alakalı hatıralarını yazmalarını isteyin..  

10. Fakirleri unutmayın Haftasonu gönüllü mutfaklarda bir kaç gün geçirmelerini sağlayın. Tamamen içinde çocukların katıldığı çadırlar bulabilirseniz çok daha iyi olur..  

11. Ev yapımı Ramazan kartlerı yapın ve gönderin Ramazan başlamadan önce, yaşlılara ve akrabalara gönderilmek üzere Ramazan kartları hazırlamak için bir süre süsleme zaman ayırın.   

12. Ramazan ilahileri ve manileri dinleyin/dinletin Çocuklar oyun oynarken, oyalanırken sıradan şeyler yerine Ramazan ilahileri ve manileri söylettirin. Hatta çocuklardan ilahi, mani yazmalarını, ezberlemelerini isteyebilirsiniz.  

13. Onları teravihe götürüp topluluktan bir parça olduklarını hissetmelerini sağlayın.   Beraber yapılan ibadet gibi hiç bir şey beraberlik hissini veremez. Ev ödevlerinin problem olmadığı günlerde, Cumaları, haftasonları götürebilirsiniz. Aynı zamanda ordayken, yardım kuruluşlarına ne kadar yardımda bulunalım, diye onlara bi danışabilirsiniz! 

Kaynak: siyanur.com

Yorum bırakın »

Akşam Yemeği:)

Yorumlar (2) »

Necip Fazıl Kısakürek “Çocuk”

f5d091c7d88d10e2a79a6b53079062c8.jpg

Annesi gül koklasa, ağzı gül kokan çocuk;

Ağaç içinde ağaç geliştiren tomurcuk…

 

Çocukta, uçurtmayla göğe çıkmaya gayret;

Karıncaya göz atsa “niçin, nasıl?” ve hayret…

 

Fatihlik nimetinden yüzü bir nurlu mühür;

Biz akıl tutsağıyız, çocuktur ki asıl hür.

 

Allah diyor ki:”Geçti gazabımı rahmetim!”

Bir merhamet heykeli mahzun bakışlı yetim…

 

Bugün ağla çocuğum, yarın ağlayamazsın!

Şimdi anladığını, sonra anlayamazsın!

 

İnsanlık zincirinin ebediyet halkası;

Çocukların kalbinde işler zaman rakkası

Yorumlar (3) »

“ÇOCUKLAR DOĞUŞTAN BİLİM ADAMIDIR”

bilim-adamlari.jpg

Bir okulun duvarında büyük harflerle şöyle yazıyor.

 “HEDEF EĞİTİLMİŞ İNSAN, ÇAĞDAŞ EĞİTİM.”

Bir defa çocuk gözüyle bakalım. “Hedef Eğitilmiş İnsan…”  “Demek ki,” diyecek çocuk:

 “Beni burada eğitecekler, şekillendirecekler, benim ne düşündüğüm, kim olduğum önemli değil, ben bir hiçim.”

Yani pozitif bir etki uyandırmaz çocukta bu. 

Sonuçlar zaten ortada. Proje geliştiremeyen, uluslar arası kabul gören bir marka üretemeyen bir toplum olduk çıktık. Sonra da OSS’de sıfır çeken öğrencileri, öğretmenleri suçlarız. Yaklaşımda bir yanlışlık olduğunu görmek istemeyiz. 

Oysa o okulun duvarında şöyle yazmalıydı:

“ÇOCUKLAR DOĞUŞTAN BİLİM ADAMIDIR”

Ne kadar pozitif etkisi var değil mi? Çocukta bir değerlilik, özgüven duygusu geliştiriyor. “Ben” diyor çocuk, “önemliyim, bir şeyler yapabilirim!”

Bireyin ve bilişimin çağında bu şekildeki yaklaşımın kendi çağdaş olduğundan ayrıca “ÇAĞDAŞ EĞİTİM” diye belirtmeye bile gerek kalmayacaktır

Yorumlar (5) »

Okumayı Çocuklara Sevdirmek

6417abef9b3fed89bc50752a1f44838d.jpg

 

Okumayı Çocuklara Sevdirmek

Çocuklar okudukca okumayı daha çok sever, sevdikce daha çok okur ve öğrenirler. Okumayı sevmek bir anlamda öğrenmeyi de sevmektir.

Okumayı çocuklara sevdirip onlara hayat boyu okuma alışkanlığı verecek, zevk için okuyan bireyler olarak yetişmelerinde yardımcı olacak ilk kişiler siz anne ve babalarsınız.

Küçük Yaştan Başlayarak Çocukları Kitaplara ve Okumaya Yöneltmenin Bazı Yolları:

  1. Çocuklarınızla muntazam olarak kütüphaneye gitmeyi alışkanlık haline getirin.
    Kütüphaneye onlarla birlikte gidip kitap seçmekten en az onlar kadar siz de zevk alacaksınız. Çocuklarınıza kütüphane kartı çıkartın ve kütüphanenin nasıl kullanıldığını öğretin.

  2. Kitapcılara kitap bakmaya gitmek de kütüphaneye gitmek kadar zevkli ve eğlencelidir. Çocuğunuzun kitap seçmesine yardımcı olun ve ona kendi seçtiği kitabı satın alın.

  3. Alacağınız kitabın çocuğunuzun okuma seviyesinde olmasına dikkat edin. Ayrıca çocuğunuzun ilgilendiği konular da çok önemli. Onun ilgi alanının dışına çıkmayın.

  4. Çocuğunuza her gün 15-20 dakika kitap okuyun. Araştırmalar her gün kendisine kitap okunan çocukların okumayı öğrenmesine çok yardımcı olduğunu gösteriyor.
    Çocuklar yatak vakti ya da diğer bir deyişle uyku öncesi hikayeleri çok severler. Çocuğunuzun ilgisini kitaplara ve okumaya çekmenin en güzel yollarından biri, birlikte resimlerine bakarak ona uyku öncesi hikayeler okumanızdır.

  5. Okurken yaratıcı olun. Karekterleri değişik ses tonlamaları ile seslendirin. Okuduğunuz kitap hakkında konuşun. Çocukları kitap hakkındaki fikirlerini söylemeleri için destekleyin, sorular sorun.

  6. Çocuklara kitap okumak kadar onların size kitap okumasını sağlamak da oldukca önemlidir. Sırayla bir sayfa siz bir sayfa çocuğunuz okuyabilir. Ona okumasının ne kadar iyi olduğunu söylemeyi sakın ihmal etmeyin. Anne ve babaya kitap okuyabiliyor olmak çocukların ovünecekleri bir şeydir. Bu onların okumayı sevmelerini sağlar.

  7. Kütüphanelerde kitap ve okuma kulübü var mı araştırın ve çocuğunuzun böyle bir faaliyete katılmasını sağlayın.

  8. Çocuklarınıza arkadaşlarıyla beraber kendi kitap kulüplerini oluşturmaları fikrini vererek onlara ön ayak olun. Çocuklar arkadaşlarını çağırmaktan ya da arkadaşlarına ziyarete gitmekten çok hoslanırlar. Kitap kulübü için belli bir gün ayarlayıp arkadaşlarıyla bir araya gelerek birlikte kitap okumak ve birbirlerinden kitap ödünç almak hoşlarına gidecektir. Kurdukları kitap kulübüne isim vermelerini önerin ayrıca kulüp üyelerinin okudukları kitapların listesini tutmalarını söyleyin.

Okumayan , okuduğunu anlamayan ve okuduklarından hareket ederek bilgi üretmeyen insanın

başarı şansı oldukça azdır !..

 

Yorum bırakın »

Sucu çocuk

Fon muzik harika ; çocukta öyle maşAllah :)

İzlemelisiniz…

Yorumlar (4) »

& Dua &

y1poqa_y4amrozychlo3iync1ohzauqcfv00bis_dajtcmyff0apfkukgbhjdkerdds.jpg

Amin…

Yorum bırakın »

Çocuk Deyip Geçme

 

 

            Çocuk deyip geçme, soğuk sular içme. “Çocuktan al haberi”, “Ağaç yaş iken eğilir”, “Akıl yaşta değil baştadır”, “ Ummadık taş baş yarar” diye boşuna söylememişlerdir. Çocuğa küçük yaştan iyi terbiye verirsen ilerde rahat edersin. Onu küçümseme. Damlaya damlaya göl olur; küçümsediğin çocuk seni cebinden çıkarır, mahcup olursun. Küçük kusurlarını görmezlikten gelir, düzeltmesini, bir daha aynı şeyleri yapmamasını sağlamazsan o göl seni boğar. Güldürelim çocukları. Onları güldürürsek biz de güler, geleceğe gülerek bakarız, bulanmadan, kirlenmeden akarız, yakamıza güller, karanfiller takarız.

            Adamın biri manavdan erik almış, evine gidiyordu. Yolda bir çocuğun eriklere imrenerek baktığını gördü. “Avucunu aç da sana erik vereyim” dedi. Çocuk, “Erikleri kendi avucunuzla verin” diye konuştu. Adam dudak bükerek sordu: “Niye çocuğum?”

            Çocuk ne dedi biliyor musunuz?

            “Sizin avucunuz benim avucumdan daha büyük de ondan!”

            ***

            Çocuğun amcası evlerine gelmişti. Çocuğun başını okşayarak, ona hediye getirdiğini söyledi. Çocuk, “Nerede?” diye sordu. “Cebimde. Gel al” dedi amca. “Alamam” dedi çocuk. “Niye?” Çocuk bilgiç bir tavırla başını salladı: “Sizin cebinizde akrep varmış da ondan!”

            ***

                        Mahallede bir bilgin dede vardı. Gece gündüz kitap okur, hemen her şeyi bilirdi. Soğuk bir kış günü mangalını yakmış oturuyordu. İçeriye bir çocuk girdi. Annesinin mangaldan biraz köz istediğini söyledi. Bilgin, “Vereyim ama kap kacak getirmemişsin. Ellerin yanar. Közleri nasıl götüreceksin?” diye sordu. “Çok kolay, dedi çocuk. Avuçlarıma biraz kül koyun, üstüne de közleri yerleştirin. O zaman ellerim yanmadan götürebilirim.”

            Bilgin çocuğun dediklerini yaptı. Çocuk gittikten sonra kendi kendine:

            “O kadar okudum yazdım, yaşadım ama şu çocuk kadar olamadım” dedi.

            Keşke hepimiz çocuk kadar olabilsek, içimizdeki çocuğu yaşatabilsek.

Yorumlar (2) »

Kirlenmek Güzeldir ;)

kirlid.jpg

 Kirlenmek güzel ve eglencelidir.Onlarada yakışıyor :P

Ben bu reklamı çok seviyorum:D

Yaşasın kirlilik :P

Yorumlar (15) »

Çocuğunuzun duygularını “sabır”la eğitin!

kelebek.jpg

Çocuğunuzun duygularını “sabır”la eğitin!

 

Hiçbir çocuk anne-babanın “Biraz sabırlı ol!” demesiyle sabırlı olmaz. Çocuklara sabrı da öğretmek gerekir. Ama bunun için çocukların karşılarında ilk önce güzel bir örnek görmeleri lazımdır. Sabır kavramının çocuk eğitimindeki rolü ve karakter gelişimine olumlu katkılarına yönelik yapılan bir araştırmada ilginç sonuçlar elde edilmiştir. “Lokum Testi” adı verilen bir deneyde, 3-5 yaşlarında olan çocukların sabırları sınanmaktadır. Kendilerine lokum verileceği söylenen çocuklardan sabredip bekleyenlere ikişer lokum, bekleyemeyen ve sabırsızlık gösteren çocuklara ise birer lokum verilecektir. Her iki gruptan sabırsızlık gösterenlere bir lokum verilmekte ve onlar bir kenara çekilmektedir. İki tane lokum istediğini söyleyen grup ise kendilerini meşgul edecek bir şeyler bulmuşlar ve sonunda iki tane lokum almayı başarmışlardır. Her iki gruptaki bireyleri yirmi yıl takip eden uzmanlar, sabırsızlık gösteren çocukların ileriki yaşamlarında başarısı daha düşük, fazla kariyer sahibi olmayan, sosyal olarak da daha zayıf olduklarını tespit etmişlerdir. Sabır gösterip iki lokumu hak eden çocukların yirmi yıl sonraki yaşantılarında ise kariyerleri daha yüksek, insanlarla olan ilişkilerinde ise daha sosyal ve özgüven sahibi bireyler oldukları gözlenmiştir.

ANNE-BABANIN TAHAMMÜL SINIRI ÇOCUKLARI ETKİLİYOR

Birçok insan “ben tez canlıyım”, “çok paniğimdir”, “aniden parlarım” gibi birtakım duygu durumlarını, kendisinde yaratılıştan var olan ve hiçbir şekilde farklılaşmayacak bir kişilik özelliği gibi algılar. Bu algılamaları çocuklar da ebeveynlerini görerek ve taklit ederek öğrenirler. Yetişkin çağına geldiklerinde de; “babası gibi panik atak”, “annesi gibi aniden parlıyor” gibi bir kabullenmeyle karşılaşırlar. Oysa bu gibi duyguların eğitimi, beynin ilgili alanına sabrın öğretilmesiyle gerçekleşebilir. Küçük yaşlardan itibaren çocukların anne-babalarından, karşılaştıkları olaylara karşı soğukkanlı yaklaşımlar, tahammüllü davranışlar görmeleri sabır eğitimine olumlu katkılar yapacaktır. Sabırsız bir anne-babanın, çocuğuna “sabırlı ol, sabret” demesiyle çocuk sabırlı olmayacaktır. Kısaca ebeveynin tavır ve davranışları bu konuda çocuğu etkileyecektir, 0-6 yaş dönemi içinde çocuğa bu konuda verilecek eğitim önem arz etmektedir.

Ersin Tokdemir (psikolojik danışman)

Yorum bırakın »

ÖĞRET ONA

1900246.jpg
Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen ona,Kazanılan bir liranın,
bulunan beş liradan daha değerli olduğunu öğret.
Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve
hem de kazanmaktan neşe duymayı.
Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu. Eğer yapabilirsen,sessiz kahkahaların gizemini öğret ona.
Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını…
Eğer yapabilirsen, ona kitapların muzicelerini öğret.
Fakat ona sessiz zamanlar da tanı.
Gökyüzündeki kuşların, güneşin altındaki arıların, ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin
ebedi gizemini düşünebileceği.
Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha
onurlu olduğunu öğret ona.
Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret.
Herkes ona yanlış olduğunu söylediğin de dahi.
Tüm insanları dinlemesini öğret ona,
fakat tüm söylediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini, ve sadece iyi olanları almasını da öğret.
Eğer yapabilirsen, üzüldüğün de bile nasıl gülümseyeceğini öğret ona.
Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.
Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını,fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhunafiyat etiketi koymamasını öğret.
Uğultulu bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona.
Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa,
dimdik dikilip savaşmasını öğret.
(mektup)

Yorumlar (2) »

DÜNYAYI VERELİM ÇOCUKLARA

cocukkkk.jpg

DÜNYAYI VERELİM ÇOCUKLARA
Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
Allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
Oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında
Dünyayı çocuklara verelim
Kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
Hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
Bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
Çocuklar dünyayı alacak elimizden
Ölümsüz ağaçlar dikecekler
Nazım Hikmet RAN

klb.4.jpg

Yorum bırakın »

Habil ile Kabil

Habil ile Kabil

Habil ile Kabil Hz.Adem’in ogullarindan ikisidir. Habil’in Allah’a yaptigi kurban’in kabul edildigi ve kendi kurbanin Allah tarafindan kabul edilmedigi icin Kabil, Habil’i öldürür ve böylece dünyada ilk kâtil olma makamina mazhar olur. Sonra bir kargadan görüp Habil’i yerin altina gömdü. Allahü teala Kur’an-i Kerimde mealen buyuruyor ki : « Allah nezdinde Isa'nin durumu, Adem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan yaratti. Sonra ona «OL !» dedi ve oluverdi »(Al-i Imran, 59) . Burada deginilen durum, Hz.Isa’nin ve Hz. Adem’in babasiz dünyaya gelmeleridir (M.K.). Peygamberimiz Muhammed (S.A.V.) Hz. Adem hakkinda : « Allahü teala Adem’i (aleyhisselam) yeryüzünün her tarafindan aldirdigi topraktan yaratti. Bu sebeple zürriyetinden siyah, beyaz, esmer, kirmizi renkte olanlar oldugu gibi, bazilari da bu renklerin arasindadir. Bazisi yumusak, bazisi sert, bazisi halis ve temiz oldu » (Hadis-i serif, Müsned-i Ahmed bin Hanbel) buyurmustur.

Yorum bırakın »

Uçup Giden Çocukluğum

cocuklugum.jpg

Bir resim karesi ne kadar çok şey anlatmak

istiyor biz insanlara.

Oysa neler yapmaz dı ki…

Yorumlar (4) »

Ellerim küçük daha

dua5fz0.jpg

Ellerim küçük daha,
Yine de açıyorum sana,
Senindir hazineler,
Dilediğince ver bana.
Sevgi dolu her ânım.
Ciğerim sana hep yanıyor aman
Zikrinle rahatlarım.
Yüreğim seni hep anıyor aman…
Şükretmemek ne ayıp!
Her an nimetin içindeyken.
Ah ne acı bir kayıp!
Seni bilmemek Sen varken.
Kalbimdedir imânım,
Ciğerim sana hep yanıyor aman,
Çok şükür Müslümanım,
Yüreğim seni hep anıyor aman…


 

Yorumlar (10) »